top of page

Astım Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar

  • 22 saat önce
  • 2 dakikada okunur

Astım, akciğerlerdeki solunum yollarını etkileyen, kronik ve nefes almayı zorlaştıran bir hastalıktır. Bu hastalık, solunum yollarının çeşitli etkenlere karşı aşırı duyarlı olması nedeniyle hava yollarının geçici olarak daralmasıyla kendini gösterir. Dünya üzerinde 300 milyondan fazla kişiyi etkilediği bilinen bu hastalığa bağlı olarak her yıl 400 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği bildirilmektedir. Yapılan araştırmalar, astım tanısına sahip pek çok kişinin hastalık seyri, doğru ilaç kullanımı ve tetikleyici faktörler gibi konularda yeterli bilgiye sahip olmadığını ortaya koymaktadır. Bu bilgi eksikliği, hastalığın kontrol altına alınmasını zorlaştırmakta ve atakların artmasına ve ciddi sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu bağlamda, toplum içinde yayılan yanlış söylentilerin önüne geçilmesi ve astıma dair farkındalığın artırılması büyük önem taşımaktadır.


Toplumda astım hakkındaki başlıca yanılsamalardan biri, yalnızca çocukluk çağına özgü olup yetişkinlerde ortaya çıkmadığı düşüncesidir. Buna karşın, astım çocukluk döneminden ileri yaşlara kadar her dönemde başlayabilen kronik bir hastalıktır. Çocuklarda ortaya çıkan astım vakalarının yaklaşık yarısında ergenlikle iyileşme eğilimi görülse de, bu durum tüm hastalarda geçerli değildir ve yetişkinlikte tekrar ortaya çıkma ihtimali bulunmaktadır. Bununla birlikte, astım hastalarının sürekli şikâyet yaşadığı ve normal bir yaşam sürdüremeyeceği inancı da doğru değildir. Astım genellikle ataklar halinde seyretmektedir. Ataklar dışında hastalar çoğu zaman normaldir ve fizik muayene bulguları da normal saptanabilmektedir. 


Astımın bulaşıcı bir hastalık olduğu ifadesi de doğruluğu olmayan inanışlar arasındadır. Astım bulaşıcı olmamakla birlikte, gelişiminde genetik yatkınlık ve çevresel faktörler etkili olmaktadır. Aynı ailede birden fazla bireyde astıma rastlanması, hastalığın kişiden kişiye geçmesinden dolayı değil, genetik yatkınlıkların ortak olmasından kaynaklıdır. Ayrıca astımın psikolojik bir hastalık olduğu görüşü de yanlıştan ibarettir. Astım, solunum yollarının aşırı duyarlılığına bağlı olarak gelişen fiziksel bir hastalıktır. Bununla birlikte, stres, kaygı ve yoğun duygusal durumlar astım ataklarını tetikleyici faktörler olarak görülebilir. Ancak bu durum, astımın psikolojik kökenli olduğu anlamına gelmemektedir. Ayrıca astımın tamamı alerjik bünyeye sahip olduğu ifadesi gerçeği yansıtmamaktadır. Astım vakalarının yaklaşık yarısı alerjik kökenlidir. Özellikle erişkin yaşta başlayan astım olgularında alerjik faktörlere daha düşük oranda rastlanmaktadır. Bu durum, astımın tek bir nedene bağlı bir hastalık olmadığını ortaya çıkarmaktadır.


Hastalığın kontrol altına alınmasında ilaçların doğru, düzenli ve hekim önerilerine uygun şekilde kullanılması büyük önem arz etmektedir. Şikayetlerin azalması ve hastanın kendine iyi hissetmesi takdirince ilaçların kesilebileceği düşüncesi doğruyu yansıtmamaktadır. Astım kronik bir hastalık olduğundan dolayı belirtilerin olmaması hastalığın ortadan kalktığı anlamına gelmez. Koruyucu tedaviler hava yollarındaki iltihabı kontrol altında tutmak amacıyla uzun süreli kullanılmalı ve ilaçlar yalnızca hekimin kontrolü altında azaltılmalıdır. Alınan ilaçların aniden bırakılması, hastalığın daha şiddetli olarak geri dönmesine yol açabilmektedir.



Nazile Begüm Güvenç

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Astım ve Psikoloji

Astım, genellikle fiziksel bir solunum yolu hastalığı olarak değerlendirilmesine rağmen insan psikolojisi ile yakından ilişkilidir. Duygular, stres düzeyi ve bireyin yaşadığı çevresel baskılar astım b

 
 
 

Yorumlar


bottom of page